durum
İnsanın, nesnenin veya işin belirli andaki görünümünü oluşturan koşulların bütünü; çevre, eldeki imkânlar ve yaşanan değişmeler birlikte düşünülünce neyle karşı karşıya olunduğu anlaşılır; yer, vaziyet (I), hâl, hâlet, keyfiyet, mevki, manzara, pozisyon.
Durum, tur- ‘durmak, dikilmek’ fiilinden -(u)m ekiyle türemiş yerli bir addır; Clauson kelime anlamını ‘tek bir dikilme, durma eylemi’ diye verir. Karahanlı Türkçesinde turum ayakta dik duran bir adamın boyunu anlatırdı: Kaşgarlı Mahmud boy vermeyen suyu _bir er turumı suw_ diye anlatır. Uygurca metinlerdeki turum ara kalıbını Clauson ‘bütünüyle’ ya da ‘hemen’ diye anlamlandırır. Yûnus Emre'de _Ne turum var ne turagum_ mısraında geçer. Türkiye Türkçesinde ‘hâl, vaziyet’, ‘duruş, tavır’ ve ‘toplumsal konum’ anlamlarıyla yaşar; Gülensoy sözün yeni bir türetme olmadığını belirtir.
- 8. yy. · Eski Uygur Türkçesi: turum
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: turum
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: turum
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: durum