hak (I)
Doğru, gerçek
Hak, Arapça ḥaḳḳ ‘doğru, gerçek; hak’ sözünden alınmıştır. Söz XI. yüzyıldan beri tanıklıdır: Kutadgu Bilig'de _tuz etmek haḳı_ ‘tuz ekmek hakkı’, Karahanlı Kur'an Tercümesi'nde haḳ din ‘doğru din’ geçer. Tietze ‘ücret, karşılık’ ve ‘gerçek’ anlamlarını aynı sözün gelişmeleri olarak ayrı başlıklarda gösterir; Arapçada Tanrı'nın adlarından biri olan el-Ḥaḳḳ'a dayanan Hak ‘Tanrı’ ise ayrı bir madde olarak ele alınır. Osmanlıcada hakk-ı sükût ‘sus payı’ gibi birleşimler ve hakkâ ki ‘gerçekten’ zarfı yaygındır; Anadolu ağızlarında söz ‘tahıl ölçeği’ ve ‘gelin’ anlamlarını da kazanmıştır.
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: haḳ ~ haḳḳ
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: hak ~ hakk
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: hak ~ haq
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: hakk
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: hak
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: hakk
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: hak ~ hakk
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: hakk
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: hak