sinir — Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerin kökeni, biçim ve anlam yolculuğu — sürekli güncellenir

Bitigçi

Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.

Bu atlas sürekli güncellenir. Son güncelleme: 18 Ekim 2026, 23:48 (Türkiye saati)

sözcük
1211
kaynak
41
tarihsel tanık
170.391
en eski kayıt
8. yy.

sinir

Beyin ve omurilikle bedenin diğer bölümleri arasında elektriksel iletileri taşıyan, açık renkli liflerden oluşan doku demeti; ilgili: → nöron.

Sinir, Eski Türkçede ‘kas, kiriş’ anlamında kullanılan siŋir sözcüğünün bugünkü biçimidir; sözcük 8. yüzyıldan sonraki Maniheist ve Budist Uygur metinlerinde, 11. yüzyılda da Divanü Lugati't-Türk'te geçer. Daha öte kökeni tartışmalıdır: Eren kökünü bilinmez sayar, Gülensoy ve soru işaretiyle Stachowski onu *siŋ- ‘sinmek, içe işlemek’ fiiline bağlar. Eski Anadolu Türkçesinde siŋir hekimlik metinlerinde bedendeki sinir ve kirişleri, Tietze'nin tanıklarında bacak kirişini anlatır; Kâmûs-ı Türkî ise hem kasları oynatan hem duyuyu beyne ileten telleri bu adla anar. Türkiye Türkçesinde sözcük ‘öfke, aşırı duyarlılık’ ve ‘can sıkan’ anlamlarını da kazanmıştır.

  1. 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: siŋir
  2. 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: siŋir
  3. 14. yy. · Harezm Türkçesi: siŋir
  4. 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: siŋir
  5. 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: siŋir
  6. 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: siŋir
  7. 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: siŋir
  8. 20. yy. · Türkiye Türkçesi: sinir

Görsellerle atlas

Görseller hazırlanıyor…

Bunu biliyor muydunuz?

Kategoriler

Sözcükler

Atlas nasıl hazırlanıyor?

Atlas'ta yalnız etimolojisi yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinler okunarak hazırlanmış, bağımsız bir denetimden geçmiş ve Türkçenin tarihsel dönemleri kartındaki tanıkları tek tek doğrulanmış sözcükler yer alır. Yeni sözcükler işlendikçe atlasa eklenir.

Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.

Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.

Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.

Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, sözcüğe ait doğrulanmış tanıkların o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte).