sinir
Beyin ve omurilikle bedenin diğer bölümleri arasında elektriksel iletileri taşıyan, açık renkli liflerden oluşan doku demeti; ilgili: → nöron.
Sinir, Eski Türkçede ‘kas, kiriş’ anlamında kullanılan siŋir sözcüğünün bugünkü biçimidir; sözcük 8. yüzyıldan sonraki Maniheist ve Budist Uygur metinlerinde, 11. yüzyılda da Divanü Lugati't-Türk'te geçer. Daha öte kökeni tartışmalıdır: Eren kökünü bilinmez sayar, Gülensoy ve soru işaretiyle Stachowski onu *siŋ- ‘sinmek, içe işlemek’ fiiline bağlar. Eski Anadolu Türkçesinde siŋir hekimlik metinlerinde bedendeki sinir ve kirişleri, Tietze'nin tanıklarında bacak kirişini anlatır; Kâmûs-ı Türkî ise hem kasları oynatan hem duyuyu beyne ileten telleri bu adla anar. Türkiye Türkçesinde sözcük ‘öfke, aşırı duyarlılık’ ve ‘can sıkan’ anlamlarını da kazanmıştır.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: siŋir
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: siŋir
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: siŋir
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: siŋir
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: siŋir
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: siŋir
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: siŋir
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: sinir