yapma
Bir düşünceyi, tasarıyı veya gereksinimi uygulayarak somut bir iş ya da ürün ortaya çıkarma.
Yapma, yap- fiiline fiilden ad ve sıfat yapan -ma ekinin getirilmesiyle kurulmuştur; Tietze bu çözümlemeyi sözün ağızlardaki ‘tezek’ anlamı için açıkça verir. XV. yüzyılda Saltuk-nâme'de hem iş adı (_Yapmasına sebeb bu oldı_) hem ‘el yapımı, yapay’ anlamlı sıfat (_yapma değül_) olarak görülür; XVII. yüzyılda Evliyâ Çelebi'de yapmada ‘yapmakta, yapımında’ biçimiyle sık geçer. Redhouse (1890) ve Kâmûs-ı Türkî sözü hem ‘yapmak işi’ hem de ‘yapay’ ve ‘düzme, sahte’ anlamlı sıfat olarak kaydeder; Türkiye Türkçesindeki yapay ve yapmacık anlamları bu kullanımın sürmesidir. Anadolu ağızlarında yapma, yoğrulan tezeğin ve avuçta biçimlenen bulgur köftesinin adıdır; ÈSTJa bunu yap- fiilinin ‘yapıştırarak biçim vermek’ anlamına bağlar.
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yapma
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: yapma
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yapma
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yapma