eski
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan; ezelî, ihtiyar (I), yeni karşıtı
Eski, Uygurca metinlerden beri kesintisiz izlenen yerli bir sıfattır. Clauson'a göre erken dönemde yalnız eşya ve soyut kavramlar için kullanılırdı; yaşlı insan için ayrı bir söz vardı. Kaşgarlı Mahmud _eski ton_ ‘eski giysi’ örneğini verir. Kökeni tartışmalıdır: Räsänen, Ramstedt'i izleyerek sözü es- kökü ve -ki ekine ayırır ve Moğolca esin ‘köken, başlangıç’ ile karşılaştırır; Stachowski ise Türkmence ve Balkarcadaki biçimlere dayanarak *egsi ~ *eŋsi biçimini kurar, dayandığı kökün anlamını belirsiz bırakır. Tietze eskimek'i Eski Türkçe eskir- fiiline bağlar.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: eski
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: eski
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: eski
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: eski
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: eski
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: eski
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: eski
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: eski
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: eski
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: eski
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: eski