el (I)
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü; dest, pençe
Organ adı el, Eski Türkçede elig biçimiyle tanıklanan yerli bir sözcüktür. Clauson'a göre elig hem eli hem önkolu karşılar ve ilk kez VIII. yüzyılda Kül Tigin Yazıtı'nda geçer; Kaşgarlı da sözcüğü elig diye verir. Kısa el biçimi XIII. yüzyıldan başlayarak Harezm ve Kıpçak metinlerinde görülür, Eski Anadolu Türkçesinde Şeyyad Hamza'dan beri yerleşiktir; Gülensoy onu XI. yüzyılda Kutadgu Bilig'de de gösterir. Clauson el'i elig'in kısalması sayar, Tietze de el'i Eski Türkçe elig'e bağlar; Stachowski ile Starostin–Dybo–Mudrak ise Ortak Türkçe *el kökünü esas alıp elig'i ondan türetir. ‘Kez’, ‘oyun sırası’ ve ‘tutacak’ anlamları Kâmûs-ı Türkî'de kayıtlıdır.
- 8. yy. · Eski Türkçe (Orhon): elig
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: elig
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: elig
- 13. yy. · Karahanlı Türkçesi: el ~ elig
- 13. yy. · Harezm Türkçesi: el
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: el
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: el
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: el
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: elik ~ el ~ elg
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: el
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: el
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: el
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: el