açılmak

Bitigçi Sözlük Maddesi

açılmak

(nesnesiz, -e, -den, hukuk, ekonomi, mecaz)
· 24 anlam
  1. 1.

    (nesnesiz) (Kapak, kapı, kilit, perde, ambalaj ya da göz kapağı gibi kapanmış duran bir şey) kendiliğinden veya birinin eliyle aralanıp çekilerek, kaldırılarak ya da çözülerek içi görülebilir, içine girilebilir, kullanılabilir hâle gelmek.

  2. 2.
    Yeni

    (-e) (Pencere, kapı, balkon ya da bir oda) yapı içindeki konumu gereği bir başka bölüme, avluya, bahçeye, sokağa veya manzaraya yönelik bulunmak, oraya doğrudan çıkış vermek ve içeriye o taraftan ışık, hava, görüntü alarak iç mekânı dışarıya bağlamak.

  3. 3.

    (Kar, heyelan, kaza ya da bir engel yüzünden kapanmış yol, kapı, boğaz, kanal veya tıkalı damar) engelin kaldırılmasıyla yeniden gidiş gelişe, akışa elverişli olmak, üzerinden araçların, insanların ya da sıvının geçebilmesine imkân vermek.

  4. 4.
    Yeni

    (Kalabalık, sıra hâlinde bekleyenler ya da bir topluluk) içindekilerin iki yana, kenarlara çekilmesiyle aralanmak ve ortada bir kişinin, aracın ya da törensel bir alayın rahatça geçebileceği boş bir yol bırakmak.

  5. 5.

    (Giyildikçe esneyen ayakkabı, eldiven, giysi ya da kullanıldıkça gevşeyen bir halka, delik, vida yuvası) ilk ölçüsünden bollaşıp gevşemek, bu yüzden ayağa, bedene ya da yerine eskisi kadar sıkı oturmaz, kolayca kayar ve oynar olmak.

  6. 6.
    Yeni

    (İki değer, iki gösterge ya da yarışan iki taraf arasındaki fark, mesafe) zaman içinde veya bir gelişmenin etkisiyle giderek büyümek, taraflardan birinin öbürünü geride bırakmasıyla ölçülebilir bir uçuruma dönüşmek.

  7. 7.

    (Giysi, dokuma ya da dikiş yeri) uzun süre giyilmekten, dizde, dirsekte sürtünmekten veya zorlanmaktan incelip sökülmek, delinmek ve alttaki ten ya da astar görünecek biçimde parçalanarak onarım gerektirir hâle düşmek.

  8. 8.

    (Hava ya da onu örten pus, bulut, is, gecenin koyuluğu) seyrelip çekilerek berraklaşmak, kapalı ve bulanık bir görünümün ardından gökyüzü aydınlanıp güneş, ışık ya da uzaktaki dağlar, yapılar yeniden seçilebilir olmak.

  9. 9.

    (Kumaş, saç, boya ya da ten rengi) güneşte kalmak, sık yıkanmak, ağartılmak veya içine beyaz katılmak yüzünden koyuluğunu yitirip daha soluk, daha aydınlık bir görünüme bürünmek, eski canlılığından uzaklaşmak.

  10. 10.

    (-den) (Gemi, kayık, yüzücü ya da denizci) limandan, sahilden ayrılıp denizin, gölün derin ve engin kesimlerine doğru ilerlemek, karayla arasındaki mesafeyi giderek artırıp karadan görülmesi güçleşecek ölçüde ileriye yol almak.

  11. 11.

    (mecaz) (Motor, taşıt, şarkıcının sesi ya da bir sporcu) bir süre çalışıp ısındıktan sonra ilk ağırlığını, tutukluğunu atarak beklenen hıza, verime ve rahatlığa kavuşmak, performansı belirgin biçimde artıp akıcılaşmak.

  12. 12.
    Yeni

    (Bilgisayar, telefon, televizyon gibi elektronik bir aygıt ya da bir yazılım, dosya, internet sayfası) güç verilmesi veya komut alınmasıyla çalışmaya başlayıp ekranda görüntülenir ve kullanıma hazır hâle gelmek.

  13. 13.

    (Mağaza, fabrika, okul, hastane, sergi ya da kurs) hizmete girip müşteri, öğrenci veya ziyaretçi kabul etmeye koyulmak ya da tatil, onarım, yasak gibi bir aranın ardından etkinliğine kaldığı yerden devam etmek.

  14. 14.
    Yeni

    (hukuk) (Dava, soruşturma, kovuşturma ya da ihale gibi resmî bir süreç) mahkemeye, savcılığa veya yetkili kuruma yapılan başvuruyla ya da verilen kararla başlatılmak, bunun için dosyası düzenlenip işleme konmak.

  15. 15.
    Yeni

    (ekonomi) (Borsa, endeks, hisse senedi, döviz ya da emtia fiyatı) işlem gününün ilk alım satımlarında önceki kapanışa göre yükselerek, düşerek ya da belli bir düzeyde güne başlamak ve günün seyrine ilişkin ilk göstergeyi vermek.

  16. 16.
    Yeni

    (Bir konu, söz ya da mesele) sohbet, toplantı, forum ya da yazışma sırasında biri tarafından ortaya atılarak konuşulmaya başlanmak, gündeme gelip üzerinde görüş alışverişine geçilmek ve katılanların o meseleye ilişkin düşüncelerini söylemesine zemin oluşmak.

  17. 17.

    (Hasta, yorgun ya da bunalmış kişi) ateşinin düşmesi, dinlenmesi veya temiz hava almasıyla halsizliğinden sıyrılıp rahatlamak, yüzüne renk gelip toparlanmak ve bir ölçüde ferahlamak, kendini daha dinç hissetmek.

  18. 18.

    (mecaz) (Utangaç, mahcup ya da yabancılık çeken kişi) ortama, insanlara alıştıkça rahatlayıp içine kapanıklığını bırakmak, daha serbest konuşup davranmaya, şakalaşmaya, düşüncelerini çekinmeden söyleyip kendini göstermeye başlamak.

  19. 19.

    (-e, mecaz) (Bir kimse) güvendiği birine kimseye söylemediği gizlerini, içini kemiren kederini ya da başının derdini içtenlikle dökmek, gönlündekileri paylaşarak üzerindeki yükü hafifletmek ve karşısındakinden anlayış, destek beklemek.

  20. 20.

    (-e, mecaz) (Bir kimse) gönlünü kaptırdığı kişiye o güne dek içinde sakladığı aşkını, ondan hoşlandığını çekinerek de olsa ilk defa söylemek, duygularını itiraf edip karşısındakinin yanıtını beklemeye koyulmak ve aradaki ilişkiye yeni bir yön vermek.

  21. 21.
    Yeni

    (Dinî ya da geleneksel gerekçeyle başını ve bedenini örten bir kadın) başörtüsünü, çarşafını veya peçesini çıkarıp bundan sonra örtüsüz dolaşmayı seçmek, giyiminde bu yönde kalıcı bir değişikliğe gitmek.

  22. 22.

    (Kişi, şirket ya da girişimci) sermayesinin, gücünün ve ihtiyacın elverdiği sınırı aşarak yatırımlarını, harcamalarını veya faaliyet alanını büyütmek, altından kalkamayacağı ölçüde yayılıp borç, zarar ya da dağınıklık tehlikesini üstlenmek.

  23. 23.
    Yeni

    (-e) (Ülke, ekonomi, şirket, kurum ya da kişi) kendi sınırları içine kapanmaktan vazgeçerek dış pazarlara, yabancı kültürlere veya yeni çevrelere yönelmek, onlarla alışveriş, iş birliği ve ilişki kurmaya girişerek etki alanını genişletmek.

  24. 24.

    (Hükümet, parti, kurum ya da düşünür) bir mesele karşısında benimsediği katı tutumu gevşetip değişen şartlara uygun politika, yöntem ve bakışlar geliştirmek, önceden kapalı tuttuğu çözüm yollarını denemeye yönelmek.

Fiilimsilerİsim-fiil · sıfat-fiil · zarf-fiil

Bağlamda doğrulanan kullanım biçimlerini görmek için kartı açın.

Serbest ÖbeklerSözlük maddelerinden ayrı, bağlamda çözümlenen öbek adayları

Öbekleri ve derlem tanıklarını görmek için kartı açın.

Fiilimsiler ve serbest öbekler nasıl bulunur?

İLERİ ÇÖZÜMLEMELER

açılmak etimolojisi ve tarihsel dönemleri

Açılmak, açmak fiilinin aç- gövdesine edilgenlik ve dönüşlülük bildiren -ıl- ekinin getirilmesiyle kurulmuş Türkçe bir fiildir; Clauson, Tietze ve Gülensoy bu yapıda birleşir. Fiil Budist Uygur metinlerinden beri tanıklanır ve Clauson'a göre bütün çağdaş Türk dillerinde yaşar. Kâşgarlı Mahmud kök açıldı ‘gökyüzü açıldı’ ve köŋül açıldı ‘gönül açıldı’ örneklerini verir; ‘ferahlamak’, ‘anlaşılır olmak’, ‘açığa gitmek’ gibi mecaz anlamlar erken dönemden beri görülür. Tietze -ıl- ekinin hem edilgen hem orta-dönüşlü anlam verebildiğini açılmak örneğiyle açıklar.

  1. 9. yüzyıl · Eski Uygur Türkçesi: açıl-
  2. 11. yüzyıl · Karahanlı Türkçesi: açıl-
  3. 14. yüzyıl · Harezm Türkçesi: açıl-
  4. 15. yüzyıl · Çağatay Türkçesi: açıl-
  5. 15. yüzyıl · Eski Anadolu Türkçesi: açıl-
  6. 17. yüzyıl · Osmanlı Türkçesi: açılmak
  7. 19. yüzyıl · Osmanlı Türkçesi: açılmak
  8. 20. yüzyıl · Türkiye Türkçesi: açılmak
Etimoloji Atlası'nda köken yolculuğunu aç

BD Bağlam Gösterimi · açılmak

Not: Bu bölümde gösterilen cümleler, derlem cümle seçme algoritmasının otomatik seçimleridir. Cümlelerdeki görüş, ifade ve içerikler kaynak metinlere aittir; Bitigçi’yi bağlamaz ve Bitigçi’nin görüşünü ya da tutumunu yansıtmaz.

Sayfadaki özellikler henüz yüklenmedi. Lütfen kısa bir süre bekleyiniz.

Sonuçların yüklenmesi için hesaplama yapılıyor.

Bu maddeye atıf

Güncel madde için atıf biçimleri hazırlanıyor.

Dilsel parmak izi, terimlik, kullanım sicili, yerleşme ve veri kalitesi tek profilden yükleniyor…

İlgili Sözler

Tanım, alan etiketi ve sözcük ailesi ortaklığına göre seçilen maddeler.

Yazım ve Varyantlar Doğrulanmış ilişkiler, dönemsel sıklık ve kullanım payı

Panel açıldığında BD varyant verileri yüklenir.

İlk Tanık ve Yayılım Kaynak yayın tarihleri, güven düzeyi ve yayılım aşamaları

Panel açıldığında BD tanık verileri yüklenir.