çınar
Kenti ve su kıyılarını bol gölgesiyle örten, elsi biçimde parçalı yeşil organlara sahip iri bitki. Yaşlandıkça ana ekseni belirgin biçimde kalınlaşır; kabuğunda dökülen yamalar ve sonbahardaki görünümüyle çevrede kolayca ayırt edilir.
Çınar, Farsça çenār ~ çanār 'çınar ağacı' sözünden alınmıştır; Tietze, Eren, Stachowski, Räsänen ve Karaağaç bu kökende birleşir. Söz Tarihsel Derlem'de XIV. yüzyılda hem Harezm Türkçesiyle yazılmış Kısasü'l-Enbiyâ'da çenâr, hem de Anadolu'da Süheyl ü Nev-bahâr'da çınâr biçimiyle görülür; Osmanlı şiirinde Farsça çenâr yazımı uzun süre yaşamıştır. Eren, Kaşgarlı Mahmud'un Yağma dilinde çınar için kaydettiği çarūn ile benzerliği düşündürücü bulur ve Kaşgarlı'ya göre Türklerin çınara çünük de dediğini aktarır. Söz Türkçeden Rusçaya da geçmiştir.
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: çenâr
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: çınâr ~ çınār
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: çenār
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: çenâr
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: çenār ~ çenâr
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: ćinār ~ çınar
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: çınar
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: çınar