aynı
İlgili özellikleri bakımından birbirinden ayırt edilemeyecek kadar eş olan (kişi, şey); tıpkı.
Aynı, Arapça ʿayn sözcüğünün ‘bir şeyin kendisi, özü’ anlamıyla Farsça tamlamalarda kullanılmasından doğmuştur. Tietze'ye göre ʿayn'a Farsça tamlama eki -ı eklenmiş, zamanla ek sözcüğe kaynaşmış ve tamlama işlevini yitirmiştir; Karaağaç ise sondaki -ı'yı Türkçe bir ek sayar. Sözcük adlaştığında sondaki ses iyelik eki gibi algılanır ve ikinci bir ek alabilir: onunkinin aynı, aynısı. Tarihî metinlerde ʿayn-ı ‘tam, ta kendisi’ tamlaması XIII.–XIV. yüzyıldan beri görülür; kaynaşmış aynı ise XV. yüzyılda Saltuk-nâme'de, XVI. yüzyılda Revnak-ı Bustan'da ‘tıpkısı, eşi’ anlamıyla belirir.
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: ‘ayn-ı
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: ʿayn-ı
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: ʿayn-ı
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: ʿayn-ı ~ aynı
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: ʿayn-ı
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: ‘aynı
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: ayn-ı ~ aynı
- 18. yy. · Osmanlı Türkçesi: ayn-ı ~ aynı
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: ‘aynı
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: aynı ~ ayni ~ aynısı