yüksek
Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı
Yüksek, Eski Türkçe yükse- ‘yükselmek’ fiiline -k ekinin getirilmesiyle kurulmuş bir sıfattır; Clauson, Tietze, Stachowski ve Gülensoy bu türetmede birleşir. Stachowski fiili daha eski bir *jük ‘yükseklik’ adına, onu da Ortak Türkçe *jǖ- ‘kaldırmak’ köküne bağlar; yüce sözünü de aynı kökten getirir. Söz Uygur ve Karahanlı metinlerinden beri tanıklanır; Kaşgarlı Mahmud onu yük ‘kuş tüyü’ sözüne bağlar, bu bir halk etimolojisi açıklamasıdır (Bitigçi açıklaması). Clauson sıfatın çağdaş dillerden belki yalnız Azerbaycan Türkçesi ve Osmanlıcada yaşadığını soru işaretiyle belirtir; Gülensoy yüksäk'i Özbekçe ve Yeni Uygurcada da kaydeder. Anadolu ağızlarında üsgek, üskek gibi göçüşmeli biçimler vardır.
- 10. yy. · Eski Uygur Türkçesi: yüksek
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: yüksek
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: yüksek
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yüksek ~ yükseg-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: yüksek
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: yüksek ~ üksek
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: yüksek
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: yüksek
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yüksek
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yüksek