çalışmak
Amaçlanan ürün veya sonuca ulaşabilmek için bedensel yahut zihinsel güç kullanmak; ilgili: → emek.
Çalışmak, Eski Türkçe çal- 'vurmak, savurarak vurmak' fiilinin işteşlik ekiyle kurulmuş çalış- biçiminin devamıdır; ilk anlamı 'birbirine vurmak, güreşmek, dövüşmek'ti. Kaşgarlı Mahmud _ol meniŋ birle çalışdı_ 'o benimle güreşti' örneğini verir; Kıpçak ve Eski Anadolu metinlerinde fiil 'savaşmak, vuruşmak' anlamındadır. Çekişme ve uğraşma fikrinden doğan 'çabalamak, emek harcamak' anlamı Yunus Emre'den başlayarak Eski Anadolu Türkçesinde de görülür, Çağatayca ve Osmanlıcada öne çıkar; 'savaşmak' anlamı ise XVI. yüzyıldan sonra silinmiştir. Türkiye Türkçesinde makineler için 'işlemek' anlamı da kazanmıştır.
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: çalış-, çalış
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: çalış-
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: çalış-
- 14. yy. · Eski Uygur Türkçesi: çalış-
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: çalış-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: çalış-, çalış
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: çalış-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: çalışmak
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: çalışmak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: çalışmak