saldırı — Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerin kökeni, biçim ve anlam yolculuğu — sürekli güncellenir

Bitigçi

Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.

Bu atlas sürekli güncellenir. Son güncelleme: 19 Ekim 2026, 14:45 (Türkiye saati)

sözcük
1217
kaynak
41
tarihsel tanık
173.302
en eski kayıt
8. yy.

saldırı

Bir kişiye, topluluğa veya hedefe zarar vermek ya da onu baskı altına almak amacıyla başlatılan girişim. Fiziksel güç, silah veya başka yollarla gerçekleşebilir; eylemin yöneldiği hedef ve bıraktığı sonuç bağlamda belirir; hücum, taarruz, tecavüz.

Saldırı, saldırmak fiilinden türemiş bir addır. Gülensoy saldır- fiilini Eski Türkçeden beri kullanılan sal- ‘bırakmak, koyuvermek’ fiilinin -dır- ekli biçimi olarak çözümler ve saldırı'yı bu kökün Türkiye Türkçesindeki türevleri arasında sayar. Osmanlıcada saldırmak hem ‘bir hayvanı ya da birini başkasının üzerine salmak’ hem ‘hücum etmek’ anlamındaydı. Kâmûs-ı Türkî yalnız saldırmak fiilini kaydeder; ad biçimi XX. yüzyılda Derleme Sözlüğü'nün tanım dilinde görülür ve Türkiye Türkçesinde hücum, taarruz anlamında kullanılır.

  1. 20. yy. · Türkiye Türkçesi: saldırı

Görsellerle atlas

Görseller hazırlanıyor…

Bunu biliyor muydunuz?

Atlas yükleniyor…

Kategoriler

Kategoriler hazırlanıyor…

Sözcükler

Atlas nasıl hazırlanıyor?

Atlas'ta yalnız etimolojisi yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinler okunarak hazırlanmış, bağımsız bir denetimden geçmiş ve Türkçenin tarihsel dönemleri kartındaki tanıkları tek tek doğrulanmış sözcükler yer alır. Yeni sözcükler işlendikçe atlasa eklenir.

Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.

Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.

Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.

Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, sözcüğe ait doğrulanmış tanıkların o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte).