artık
Yenilen, içilen veya kullanılan bir şeyden tüketilmeyip geriye kalan (parça).
Artık, art- ‘artmak, fazla gelmek’ fiilinden -uk ekiyle türemiş, Eski Türkçeden beri kullanılan bir sözdür; ilk anlamı ‘ek, fazla miktar’dır. Orhon yazıtlarında sayılarda _kırk artukı yeti_ ‘kırk yedi’ gibi kullanılır; Kutadgu Bilig ve Kaşgarlı Mahmud'da ‘fazla, ziyade’ anlamını taşır. Clauson'a göre Osmanlı metinlerinde 16. yüzyıla dek artuk biçimi düzenli olarak görülür, sonra artık yerleşir. ‘Kalıntı’ adı ile ‘bundan böyle’ zarfı da aynı ‘fazla, arta kalan’ anlamından gelişmiştir.
- 8. yy. · Eski Türkçe (Orhon): artuk
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: artuk
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: artuk
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: artuk
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: artuk
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: artuk ~ artux
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: artuk
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: artuḳ
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: artuk
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: artık
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: artık
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: artık