yaralanmak
Dışarıdan gelen fiziksel zorlamayla deride veya iç dokuda bütünlük kaybı yaşamak. Zarar yüzeyde görülebilir ya da içte saklı kalabilir, ağırlığı etkilenen bölgeye ve müdahale gereksinimine göre değişir.
Yaralanmak, yara adına addan fiil yapan -la- ve edilgenlik bildiren -n- eklerinin getirilmesiyle kurulmuş Türkçe bir fiildir (Gülensoy). Bilinen en eski tanığı Dede Korkut Kitabı'ndadır: bir yiğit üç yerinden yaralandığını anlatır. 17. yüzyılda Evliyâ Çelebi sözü savaşta yaralanan atlar, askerler ve yaralı hayvan benzetmeleri için kullanır; Meninski 1687'de fiili Latince ‘yaralanmak’, ‘zarar görmek, incinmek’ ve ‘yara açılmak, irinlenmek’ karşılıklarıyla kaydeder. Kâmûs-ı Türkî anlamı silahla ya da kurşunla bedende yara açılması diye tanımlar; Gülensoy ‘gücenmek, incinmek, kırılmak’ mecaz anlamını da ekler.
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yaralanmak
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: yaralanmak
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yaralanmak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yaralanmak