çoklu — Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerin kökeni, biçim ve anlam yolculuğu — sürekli güncellenir

Bitigçi

Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.

Bu atlas sürekli güncellenir. Son güncelleme: 17 Ekim 2026, 16:14 (Türkiye saati)

sözcük
1124
kaynak
40
tarihsel tanık
132.234
en eski kayıt
8. yy.

çoklu

Tek bir ögeye bağlı kalmayıp aynı düzen içinde birkaç parçayı veya görevi bir araya getiren. Ekranda birden fazla pencere açılabilir, aygıt ayrı işlemleri üstlenebilir; birlikte çalışma biçimi kullanımın sınırını belirler.

Çoklu, çok sözüne -lu ekinin getirilmesiyle kurulmuş Türkçe bir sıfattır. Söz Eski Anadolu Türkçesinde 'çok şeyi olan, varlıklı' demekti (Dilçin); Tarihsel Derlem'deki tek tanığı XIV. yüzyılda Gülşehrî'nin Mantıku't-Tayr'ındadır: _Azı kaçan begeneler çoklular_ (MT 3089); Türkiye Türkçesindeki 'birden çok parçayı ya da işlevi bir arada bulunduran' anlamının incelenen kaynaklarda tanığı yoktur. Taban çok Tietze'ye göre ilk kez Harezm Türkçesinde görülür; Stachowski sözün hemen yalnız Oğuz dillerinde bulunduğunu belirtir ve onu olasılıkla taş 'dış yüz' ya da taş- 'taşmak' ile ilişkilendirir.

  1. 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: çoklu
  2. 20. yy. · Türkiye Türkçesi: çoklu

Görsellerle atlas

Görseller hazırlanıyor…

Bunu biliyor muydunuz?

Kategoriler

Sözcükler

Atlas nasıl hazırlanıyor?

Atlas'ta yalnız etimolojisi yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinler okunarak hazırlanmış, bağımsız bir denetimden geçmiş ve Türkçenin tarihsel dönemleri kartındaki tanıkları tek tek doğrulanmış sözcükler yer alır. Yeni sözcükler işlendikçe atlasa eklenir.

Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.

Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.

Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.

Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, sözcüğe ait doğrulanmış tanıkların o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte).