belirtmek
Bir düşünceyi, kararı veya gözlenen ayrıntıyı başkalarının anlayabileceği kadar açık biçimde sözle ya da yazıyla ortaya koymak. Belirsiz kalan yönleri ayırır, böylece dinleyen veya okuyan kişi neyin kastedildiğini izleyebilir; tebarüz ettirmek.
Belirtmek, belir- ‘görünmek, ortaya çıkmak’ fiilinin ettirgen biçimidir; Clauson ve Tietze bu türetmede birleşir. Sözün en eski biçimi belgürt- ‘açığa çıkarmak, göstermek’tir ve Maniheist ile Budist Uygur metinlerinde, Kutadgu Bilig'de, Harezm ve Kıpçak metinlerinde tanıklanır. Anadolu'da söz g'siz biçimlerle yaşar: Clauson'a göre XIV.–XVI. yüzyıl metinlerinde belürt- ve belirt- görülür, Tietze de 1451 tarihli Ferec ba'de'ş-Şidde'de ‘meydana getirmek’ ve ‘göstermek’ anlamlarını tanıklar. Kâmûs-ı Türkî XIX. yüzyılda göz belirtmek ‘gözlerini iri iri açıp bakmak’ deyimini de kaydeder.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: belgürt-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: belgürt-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: belgürt- ~ belgüt-
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: belgirt-
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: belürt- ~ belirt-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: belgürt-
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: belürt-
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: belirt-
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: belirt-