varlık
Bir şeyin gerçekte bulunması veya yaşamdaki yerini koruması, yokluğun karşıtı olan mevcut bulunma hâli; mevcudiyet.
Varlık, var sözüne -lık ekinin getirilmesiyle kurulmuştur; Tietze ve Gülensoy sözü açıkça var + -lık diye çözümler. Gülensoy b'li öncüsünü Divanü Lugati't-Türk'teki barlıġ ‘mallı, zengin’ biçiminde görür; Harezm ve Çağatay metinlerinde barlık ~ barlıg ‘var oluş’ anlamıyla geçer. Anadolu'da söz XIII–XIV. yüzyıldan beri iki anlamı birlikte taşır: Yûnus Emre'de hem dünya malı hem Tanrı'nın varlığı için kullanılır, Ferec ba'de'ş-Şidde'de ‘mal, servet’ demektir. Kâmûs-ı Türkî XIX. yüzyılın sonunda ‘var olma, mevcudiyet’ ve ‘zenginlik, servet’ anlamlarını kaydeder. Türkiye Türkçesinde söz var olan her şeyi, kişinin iç dünyasını ve bir türün canlı sayısını da karşılar.
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: barlıġ
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: varlık
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: barlık
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: varlık
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: varlıġ
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: barlıg
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: varlık
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: varlık
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: varlık
- 20. yy. · Osmanlı Türkçesi: varlık
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: varlık