yaşamak
Canlılığını, hayatını sürdürmek
Yaşamak, Eski Türkçe yaş ‘ömür yılı, yaş’ adına addan fiil yapan -a- ekinin getirilmesiyle kurulmuş yaşa- fiilinin devamıdır; ilk anlamı ‘şu kadar yıl ömür sürmek’, çoğu zaman ‘uzun yaşamak’tı. VIII. yüzyıldan beri tanıklanır: Küli Çor Yazıtı'nda büyük Küli Çor'un seksen yıl yaşayıp öldüğü anlatılır. Clauson yaşa-'yı bu yönüyle tiril- ‘hayatta olmak, dirilmek’ fiilinden ayırır. ‘Çok yaşa’ dileği Kutadgu Bilig'den beri görülür ve Osmanlı döneminde yaşa! alkış ve övgü sözü olarak yerleşir; ‘başından geçirmek, tecrübe etmek’ anlamı ise XX. yüzyıl başında yeni sayılıyordu.
- 8. yy. · Eski Türkçe (Orhon): yaşa-
- 10. yy. · Eski Uygur Türkçesi: yaşa-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: yaşa-
- 13. yy. · Harezm Türkçesi: yaşa-
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yaşa-
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: yaşa-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: yaşa-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: yaşa-
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yaşamak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yaşamak