yaşanmak
Anlatılan şeyin yalnız sözde kalmayıp gündelik akış içinde doğrudan hissedilmesi. Sevinç, güçlük veya beklenmedik değişim insanlarda iz bırakır; sonradan aktarılan anlatı, o sırada duyulanların tamamını veremeyebilir.
Yaşanmak, yaşa- fiiline edilgenlik bildiren -n- ekinin getirilmesiyle kurulmuştur; Gülensoy sözü yāş + -a- + -n- diye çözümler, yani yaşa- fiilini de uzun ünlülü yāş ‘yaş’ adına dayandırır. Kâmûs-ı Türkî fiili ‘yaşamak mümkün olmak’ ve ‘geçinmek mümkün olmak’ anlamlarıyla, öznesi belirsiz bir edilgen fiil olarak kaydeder: _o havada yaşanmaz_, _o kadar kazançla güzel yaşanır_. Türkiye Türkçesinde ise öznesi bir olay ya da duygu olur ve ‘bir şey doğrudan deneyimlenmek’ anlamı öne çıkar. Bu kaymanın ne zaman gerçekleştiği incelenen kaynaklarda gösterilmez (Bitigçi açıklaması).
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yaşanmak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yaşanmak