yakın
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
Yakın, Eski Türkçe yak- ‘yaklaşmak’ fiilinden -(ı)n ekiyle türemiş bir addır ve Uygur metinlerinden beri yer, zaman ve akrabalık bakımından ‘yakın’ anlamını taşır. Clauson sözü bu fiilin geçişsiz türevi sayar; Stachowski *jakgyn biçimini kurar ve aynı kökten yavuk sözünün de türediğini belirtir. Kaşgarlı Mahmud yakın er öbeğini ‘akraba olan kişi’ anlamında kaydeder. Söz Türk dillerinin çoğunda aynı biçimle yaşar. Starostin–Dybo–Mudrak Altay kuramı çerçevesinde kökü Moğolca ve Tunguzca ‘izlemek’ fiilleriyle karşılaştırır.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: yakın
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: yakın
- 13. yy. · Harezm Türkçesi: yakın
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yakın
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yakın ~ yahın
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: yakın
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: yakın
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yaḳın
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: yakın ~ yahın
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: yakın
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yakın
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yakın