yabancı — Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerin kökeni, biçim ve anlam yolculuğu — sürekli güncellenir

Bitigçi

Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.

Bu atlas sürekli güncellenir. Son güncelleme: 18 Ekim 2026, 23:48 (Türkiye saati)

sözcük
1211
kaynak
41
tarihsel tanık
170.391
en eski kayıt
8. yy.

yabancı

Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse); bigâne, ecnebi

Yabancı, yaban ‘ıssız yer, kır’ sözüne -cı ekinin getirilmesiyle kurulmuştur; Tietze ve Gülensoy bu çözümlemede birleşir. Yaban'ın kökeni ise tartışmalıdır: Räsänen onu Farsça yābān ~ biyābān ‘çöl’ sözüne bağlar, Gülensoy ‘dışarıdan gelen’ anlamında varsayılan Türkçe *yawa biçimine dayandırır. Stachowski yabancı'yı yabani sözünün biçimbilimsel olarak Türkçeleştirilmiş hâli sayar. Eski Anadolu Türkçesinde yabancı gözcisi ‘kır ya da bağ bekçisi’ deyimi geçer; ‘ecnebi, tanınmayan kişi’ anlamı XIX. yüzyıl sözlüklerinde yerleşiktir.

  1. 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yabancı
  2. 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yabancı
  3. 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yabancı

Görsellerle atlas

Görseller hazırlanıyor…

Bunu biliyor muydunuz?

Kategoriler

Sözcükler

Atlas nasıl hazırlanıyor?

Atlas'ta yalnız etimolojisi yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinler okunarak hazırlanmış, bağımsız bir denetimden geçmiş ve Türkçenin tarihsel dönemleri kartındaki tanıkları tek tek doğrulanmış sözcükler yer alır. Yeni sözcükler işlendikçe atlasa eklenir.

Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.

Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.

Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.

Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, sözcüğe ait doğrulanmış tanıkların o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte).