algılanmak — Bitigçi Etymological Atlas

Sözcüklerin kökeni, biçim ve anlam yolculuğu — sürekli güncellenir

Bitigçi

Bitigçi Etymological Atlas

Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.

Bu atlas sürekli güncellenir. Last updated: 15 Ekim 2026, 23:36 (Türkiye saati)

Word
592
kaynak
39
tarihsel tanık
111.924
en eski kayıt
8. yy.

algılanmak

Dış kaynaktan ulaşan ses, görüntü veya belirtinin duyusal alıcılarca alınarak önceki öğrenmeler, dikkat düzeyi ve ortam şartlarıyla işlenmesi sonucunda zihinde belirli bir nesne, olay yahut nitelik biçiminde anlamlandırılmak; idrak edilmek.

Algılanmak, algılamak fiilinin edilgen biçimidir; algılamak da algı sözüne addan fiil yapan -la- ekinin getirilmesiyle kurulmuştur. Algı ise Eski Türkçeden beri kullanılan al- ‘almak’ fiiline -gı ekiyle türetilmiş bir addır; Gülensoy onu yeni türetme olarak 1935'te ‘ganimet’, 1942'de ‘idrak’ karşılığıyla kaydeder. Almak fiilinin ‘anlamak, kavramak’ yan anlamı Osmanlı Türkçesinde de bilinir: Kâmûs-ı Türkî _zihnim almıyor_ örneğini verir. İncelenen kaynaklarda algılanmak için ayrı madde yoktur; türetme zinciri ek çözümlemesine dayanır.

  1. 20. yy. · Türkiye Türkçesi: algılanmak

Görsellerle atlas

Görseller hazırlanıyor…

Bunu biliyor muydunuz?

Kategoriler

Words

Atlas nasıl hazırlanıyor?

Atlas'ta yalnız etimolojisi yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinler okunarak hazırlanmış, bağımsız bir denetimden geçmiş ve Türkçenin tarihsel dönemleri kartındaki tanıkları tek tek doğrulanmış sözcükler yer alır. New word işlendikçe atlasa eklenir.

Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.

Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.

Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.

Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, sözcüğe ait doğrulanmış tanıkların o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte).