yeterince
Bir amaç için gerekli görülen ölçüye erişecek miktarda veya düzeyde. Eylemin başarılması ya da koşulun karşılanması bakımından eksiklik olmadığını bildirir; sınırın neye göre çizildiği cümledeki gereksinimden anlaşılır; kararında, olabildiğince.
Yeterince, yetmek fiilinin geniş zaman sıfat-fiili yeter'e +ince ekinin getirilmesiyle kurulmuş Türkçe bir zarftır (Gülensoy). Tabandaki fiil Karahanlı döneminde yét- ‘yeterli olmak, ulaşmak’ biçimiyle kayıtlıdır; yėter ‘kâfi, yetişir’ Tietze'nin tanıklarında XV. yüzyıl sonundan beri geçer. Aynı yapı XIV. yüzyılda Harezm Türkçesinde de görülür: Nehcü'l-Ferâdîs'te sahabelerin _küçleri yeterinçe_ ‘güçlerinin yettiği ölçüde’ hediye hazırladıkları anlatılır. Orada söz bir özneyle (küçleri) kurulmuş bir öbektir; Türkiye Türkçesinde öznesiz bir zarf olarak kalıplaşmıştır (Bitigçi açıklaması).
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: yeterinçe
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yeterince