asla
Bir davranışın ya da olasılığın hiçbir koşulda gerçekleşmeyeceğini güçlü biçimde belirterek. Olumsuz yargıyı pekiştirir; kararlılık, kesin ret veya güvence anlatan cümlelerde sınırın bütünüyle kapandığını gösterir; katiyen, sakın, zinhar.
Asla, Arapça aṣl ‘kök, temel’ sözcüğünden türemiş aṣlan zarfından gelir; bu zarf Arapçada ‘kökten, temelden’ demektir. Tietze sözcüğün Türkçeye Farsça aracılığıyla girdiğini ve sonundaki a'nın Arapça zarf ekinden kaldığını belirtir. Türkçede olumsuz cümlelerde ‘hiçbir zaman, hiçbir şekilde’ anlamına yerleşmiş, tek başına kesin bir ret sözü olarak da kullanılmıştır. Tarihsel Derlem'de söz ilk kez Yûnus Emre Dîvânı'nda (_Kimine derd virür asla inletmez_), XIV. yüzyılda Süheyl ü Nev-bahâr'da, XV. yüzyılda Çağatayca Gedâyî Dîvânı'nda olumsuz cümlelerde geçer; Tietze'nin en eski tanığı XVI. yüzyıl sonundan Âlî'dedir. Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde _aslâ ve kat‘â_ pekiştirmesiyle de kullanılır.
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: asla
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: asla ~ aṣlā
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: aṣlā ~ aslā
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: aṣlā
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: aslâ
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: asla