zemin
→ taban (I)
Zemin, Farsça zamīn ‘yer, toprak’ sözünden alınmıştır (Eren, Stachowski, Räsänen, Karaağaç). Tarihsel Derlem'deki en eski tanığı Yûnus Emre Dîvânı'ndadır: _Delim teferrüc kıldum zemîn ü âsmân içinde_ (YED 339/1). XIV. yüzyılda Kıpçakça Gülistan Tercümesi ve Eski Anadolu Türkçesi Süheyl ü Nev-bahâr'da, XV. yüzyılda Çağatayca Leylî vü Mecnûn'da, XVI. yüzyılda Şiban Han Divanı'nda rūy-i zemin ‘yeryüzü’ öbeğinde geçer. Osmanlı Türkçesinde Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nin zemîn ü âsumân ‘yer ve gök’ ikilisinde görülür; Meninski 1687'de çeşitli anlamlarını verir. Kâmûs-ı Türkî ‘tarz, eda’ ve ‘anlam, içerik’ kullanımlarını, Karaağaç ‘temel, dayanak’ anlamını da kaydeder.
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: zemîn
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: zemin
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: zemin
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: zemin
- 16. yy. · Çağatay Türkçesi: zemin
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: zemîn
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: zemin
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: zemin