beklemek
Birinin gelişi veya belirli olay gerçekleşene dek bulunduğu konumdan ayrılmamak; ilgili: → kalmak.
Beklemek, Eski Türkçe bek ‘sağlam, sıkı’ sözüne addan fiil yapan -le- ekinin getirilmesiyle kurulmuştur. Clauson'a göre fiilin ilk anlamı ‘sıkıca bağlamak, kapatmak, sağlama almak’tır: Uygur metinlerinde armağanı sarıp bağlamak, kuyuyu tıkamak için kullanılır. Anlam buradan ‘korumak, gözetmek’e, oradan ‘gözlemek, ummak’a ve sonunda ‘beklemek’e ilerlemiştir. Kaşgarlı Mahmud hem ‘malını saklayıp gözetti’ hem ‘kapısını kapattı’ örneklerini verir. ÈSTJa'ya göre ‘beklemek’ anlamı XIII–XIV. yüzyıllardan itibaren görülür ve özellikle güneybatı (Oğuz) dillerinde yerleşir.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: bekle-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: bekle-
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: bekle-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: bekle-
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: bekle-
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: bekle-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: bekle-
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: beklemek
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: beklemek