toprak
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü; kara yer, hâk, türap
Toprak, Türkçenin en eski ve en yaygın sözlerindendir; hemen bütün Türk dillerinde küçük ses değişmeleriyle yaşar (Azerbaycan Türkçesi torpag, Yakutça toburax, Çuvaşça tăpra). Clauson sözü Kaşgarlı Mahmud'un bir kez kaydettiği topra- ‘kurumak’ fiilinden getirir: ilk anlamı ‘kuru olan şey’, yani kuru yer, toz ve topraktır. Eren ise topur tabanına küçültme eki getirildiğini düşünür; Stachowski ve Gülensoy da sözü ‘toz’ anlamlı eski bir tabana bağlayıp toz ile ilişkilendirir. Söz Uygur metinlerinden beri tanıklanır ve Moğolcaya tobrag olarak geçmiştir.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: toprak
- 10. yy. · Eski Uygur Türkçesi: toprak
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: topra:k
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: toprak
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: toprak
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: ṭopraḳ
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: dopraḳ ~ ṭopraḳ
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: toprak ~ tofrak
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: toprak
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: toprak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: toprak