geçirmek
Kişiyi ya da nesneyi karşı yana, başka konuma veya yeni bir duruma getirmek; ilgili: → aktarmak.
Geçirmek, geçmek fiiline ettirgenlik eki getirilerek kurulmuş ve Türk dillerinin çoğunda yaşayan köklü bir fiildir. En eski biçim keçür-, Clauson'a göre VIII. yüzyıl Uygur yazıtlarından Şine Usu Yazıtı'nda bir ırmağı geçirme anlamında görülür. Karahanlı döneminde fiil hem ‘birini sudan karşıya geçirmek’ hem ‘suçu bağışlamak, ömür ve gün geçirmek’ anlamlarını taşır. Oğuz alanında önce geçür-, sonra geçir- biçimini almıştır: Tietze 1451 tarihli Ferec ba'de'ş-Şidde'den ömür geçirme, yolcuyu uğurlama ve bir şeyi delikten geçirme anlamlarını tanıklar.
- 8. yy. · Eski Uygur Türkçesi: keçür-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: keçür-
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: geçür-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: keçür-
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: geçür-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: keçür-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: geçir- ~ geçür-
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: geçirmek
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: geçirmek