sıvı
Akabilen, içine konduğu kabın biçimine uyarken belirli hacmini büyük ölçüde koruyan madde hâli. Tanecikleri birbirinin üzerinden yer değiştirebildiği için dökülebilir; durgun yüzeyi yer çekimi altında yataylaşır; likit.
Gülensoy sıvı'yı Kaşgarlı Mahmud'un sözlüğündeki suvık ~ suvuk ‘sulu, cıvık’ sıfatıyla bir tutar ve bunu su sözünün eski biçimi *suw'a eklenen +(ı/u)k ekiyle açıklar; söz böylece ‘sulu olan’ anlamından gelir. Anadolu ağızlarında aynı kaynaktan sıvık ‘cıvık, sulu, gevşek’ ve mecazla ‘akılsız’ yaşar; Türkmence suvuk, Kırgızca ve Özbekçe suyuk gibi biçimler de akrabadır. Tarihsel Derlem'de sözün eski biçimi XIV.–XV. yüzyılda Hacı Paşa'nın Müntahab-ı Şifâ'sında sıvık ~ sıvuk ‘akışkan, koyu olmayan’ olarak geçer: _ġāyet raḳīḳ olur ya‘nī sıvıḳ_ (MŞ 20a/6). Sondaki -k'nin nasıl düştüğü kaynakta açıklanmaz. Gülensoy ağızlardaki ‘cıvımak, sulanmak; şımarmak’ anlamlı sıvı- fiilini de *suw ‘su’ kökünden türetir.
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: suvık ~ suvuk
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: sıvık ~ sıvuk
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: sıvı