işaret
Önceden kararlaştırılmış bir karşılığı bulunan çizim, renk veya simge; yön bulmayı, uyarıyı ya da seçimi kolaylaştırır, onu tanıyan kişiler aynı görüntüden aynı iletiyi çıkarabilir; bel (I), im, delalet.
İşaret, Arapça išāra(t) ‘gösterme, işaret etme’ sözünden alınmıştır; Tietze ve Kâmûs-ı Türkî sözü ş-w-r kökünden kurulmuş bir mastar olarak açıklar. Türkçedeki en eski tanıklar Tarihsel Derlem'deki Karahanlı dönemi Kur'an Tercümesi'ndedir: işaret ḳıl- ‘işaret etmek’ birleşik fiili burada kullanılır (_işaret ḳıldı olarḳa_, Ku. T. 31/7a3). XIV. yüzyılda söz Harezm, Kıpçak ve Anadolu metinlerinde el, parmak ve göz işaretini anlatır; 1451 tarihli Ferec ba'de'ş-Şidde'de işāret et- ‘el ya da gözle buyurmak’ anlamındadır. Kâmûs-ı Türkî ‘el, göz ve kaşla gösterme’, ‘alamet, nişan’ ve ‘dolaylı emir’ anlamlarını sıralar.
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: işāret
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: işāret
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: işāret
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: işāret
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: işāret
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: işāret
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: işaret