güzel
Duyularda, duygularda veya düşüncede beğeni ve hayranlık uyandıran, estetik, nitelik veya uygunluk bakımından değerli bulunan, çirkin karşıtı.
Güzel, Anadolu metinlerinde ve ağızlarında gözel biçimiyle de yaşayan Türkçe bir sözdür. Gülensoy ve Stachowski onu göz sözcüğüne bağlar; Tietze ile Räsänen de aynı bağı soru işaretiyle kurar. Kâmûs-ı Türkî'nin ilk tanımı da ‘göze iyi görünen’dir. Ekin niteliği ise tartışmalıdır: Gülensoy göz+el, Stachowski *köz+sel çözümlemesini önerir. İlk tanık XIII. yüzyılda Şeyyâd Hamza'nın Yusuf u Züleyhâ'sındadır; Tietze'nin 1451 tarihli tanığında güzel yigit, Dede Korkut Kitabı'nda gözel geçer. Söz Türkmence, Azerbaycan Türkçesi, Kırgızca ve Özbekçede de yaşar.
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: güzel
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: güzel
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: gözel
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: güzel
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: güzel
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: güzel