dahil
Olayın, çalışmanın veya kararın kapsamına girme ve onun parçası sayılma hâli. Katılım fiziksel olarak aynı yerde bulunmayı gerektirmez; sürece etkisi, payı yahut sorumluluğu olan kişiler ve unsurlar için de söylenir.
Dahil, Arapça dāḫil ‘giren; içerideki’ sözünden alınmıştır; Tietze sözü Arapçada girmeyi bildiren d-ḫ-l kökünün etken sıfat-fiili olarak açıklar, Stachowski ve Räsänen de aynı kaynağı gösterir. Söz XIV. yüzyıl Kısasü'l-Enbiyâ'da ‘kapsamında’ anlamıyla görülür; Osmanlıcada dâhil olmak ‘içine girmek’ birleşik fiiliyle yaygınlaşmıştır: Âlî 1599'da dāḫil-i ḫalvet ol- ‘gerdeğe girmek’ ifadesini kullanır, Tarihsel Derlem'de Evliyâ Çelebi şehirlere dâhil olmayı sık sık anlatır. ‘Kapsamına girmek, içinde sayılmak’ anlamı, F. Baykurt'ta görülen canımız dahil gibi kullanımlarla Türkiye Türkçesinde yerleşmiştir.
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: dâhil
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: dāhil
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: dâhil
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: dāḫil
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: dâhil
- 18. yy. · Osmanlı Türkçesi: dahil
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: dâhil
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: dahil