açılmak
(Kapak, kapı, kilit, perde, ambalaj ya da göz kapağı gibi kapanmış duran bir şey) kendiliğinden veya birinin eliyle aralanıp çekilerek, kaldırılarak ya da çözülerek içi görülebilir, içine girilebilir, kullanılabilir hâle gelmek.
Açılmak, açmak fiilinin aç- gövdesine edilgenlik ve dönüşlülük bildiren -ıl- ekinin getirilmesiyle kurulmuş Türkçe bir fiildir; Clauson, Tietze ve Gülensoy bu yapıda birleşir. Fiil Budist Uygur metinlerinden beri tanıklanır ve Clauson'a göre bütün çağdaş Türk dillerinde yaşar. Kaşgarlı Mahmud kök açıldı ‘gökyüzü açıldı’ ve köŋül açıldı ‘gönül açıldı’ örneklerini verir; ‘ferahlamak’, ‘anlaşılır olmak’, ‘açığa gitmek’ gibi mecaz anlamlar erken dönemden beri görülür. Tietze -ıl- ekinin hem edilgen hem orta-dönüşlü anlam verebildiğini açılmak örneğiyle açıklar.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: açıl-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: açıl-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: açıl-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: açıl-
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: açıl-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: açılmak
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: açılmak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: açılmak