doğa — Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerin kökeni, biçim ve anlam yolculuğu — sürekli güncellenir

Bitigçi

Bitigçi Etimoloji Atlası

Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.

Etimoloji kartlarını açarak köken açıklamalarını ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki biçimleri inceleyebilirsiniz. Zaman Kapsülü kartı, sunulduğu sözcüklerde yazı öncesine ilişkin YZ kestirimini ayrıca gösterir; bu kestirim tarihsel belge yerine geçmez.

Bu atlas sürekli güncellenir. Son güncelleme: 25 Ekim 2026, 19:20 (Türkiye saati)

sözcük
1342
kaynak
43
tarihsel tanık
152.209
en eski kaynak evresi
8. yy.

doğa

Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür

Doğa, doğ- ‘doğmak’ fiilinden -a ekiyle türetilmiş yeni bir sözcüktür (Gülensoy). Gülensoy'un verdiği tarihlere göre önce 1935'te ‘mizaç’, 1942'de ‘tabiat’ karşılığı olarak kullanılmıştır. doğ-a biçiminin kendisi ise eskidir: Karahanlıca ve Uygurcada toġa ‘doğarak, doğup’ anlamlı bir ulaç olarak geçer; Kutadgu Bilig'de toġa bilge toġmaz kişi ögrenür ‘kişi doğuştan bilge olmaz, öğrenir’ denir. Tabiat ve mizaç anlamlarıyla bir ad olarak kullanımı Türkiye Türkçesine özgüdür.

  1. 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: toġa
  2. 13. yy. · Eski Uygur Türkçesi: toġa
  3. 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: toğa ~ doğa
  4. 20. yy. · Türkiye Türkçesi: doğa

Görsellerle atlas

Görseller hazırlanıyor…

Bunu biliyor muydunuz?

Atlas yükleniyor…

Kategoriler

Kategoriler hazırlanıyor…

Kaynaklar dizini

Kaynak dizini hazırlanıyor…

Sözcükler

Atlas nasıl hazırlanıyor?

Atlas, yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinlerden hazırlanmış kaynak çözümlemelerini gösterir. Tarihsel tanık sayımı ve eş adlılık ayrımının doğrulama durumu her maddede ayrıca belirtilir. Yeni sözcükler işlendikçe atlasa eklenir.

Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.

Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.

Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.

Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, biçim eşleşmelerinin o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte); tek başına anlam kanıtı değildir. Eş adlı maddelerde doğrulanmış kapsam yoksa tanık ve sayım yayımlanmaz. Kaynak tarihleri çakıştığında erken tanıklar birlikte gösterilir.